Bir şeyi çok isteriz, uğruna çabalarız, elde ederiz ve çok geçmeden o büyü bozuluverir; adeta şeyin eski tadı kalmaz. Peki ama neden? Hayallerimize ulaştıktan hemen sonra yakamıza yapışan o tanıdık hissizliği, yani ‘hedonik adaptasyonu’ konuşuyorum. İnsan zihninin mutluluğa bu kadar çabuk alışıp sürekli yeni bir şeyler arzulamaya itilmesinin ardındaki psikolojik ve evrimsel mekanizmaları incelerken, haz eşiğimizin nasıl durmadan yer değiştirdiğine yakından bakacağız. İişin aslı o kadar da kötü bir şey olmayabilir adapte olmak. Modern dönemde ise bir lanet gibi ele alınmakta.